GiRESUN ve KESAP MADEN KAYNAKLARI TARiHi
Yer altı zenginligi olarak nitelendirilen madenler, devletlerin
ekonomik yönden gelismelerinde çok büyük pay sahibi olan unsurlardır.
Tarih boyunca devletler hem kendi madenlerini degerlendirmede, hem de
özellikle diger devletlerin madenlerinde söz sahibi olmak için birbirleriyle
yarısmıslardır. Tarihin en büyük imparatorluklarından birisi olan Osmanlı
Devleti, bünyesinde bulunan zenginlik kaynagından istenildigi ölçüde
faydalanamamıs ve bu zenginlik Osmanlı’nın ezeli düsmanları olan ülkelerin
istahını kabartmıstır.
Osmanlı sanayisinin önemli kollarından birisi de madencilikti.
Devletin zengin maden yatakları mevcuttu. Bunların önemli bir kısmı
isletilmekteydi. Ancak diger dallarda oldugu gibi maden ocaklarının
isletilmesinde de XVIII. yüzyıldan beri büyük çapta çözülme ve gerileme
baslamıstı. Bu gerilemenin özel nedenleri de vardı. Maden isletmelerinde
yakıt olarak agaç kömürü kullanılıyordu. Yüzyıllardan beri düzensiz ve
bilgisizce harcana harcana ocakların civarındaki ormanlar tükenmisti. Yol
yoklugu, can ve mal güvenliginin kalmayısı bu isi zorlastırmaktaydı. XIX.
yüzyılın baslarında dogrudan dogruya görevlendirilen maden emini ve
nazırlarınca ocaklar isletiliyordu. Belirli sürelerle imtiyaz olarak verilen
ocaklar da vardı.1 Osmanlı Devleti’nin genelinde mevcut olan bu durumlar
Giresun ve çevresinde de tespit edilmektedir.
Maden yönünden Giresun, tarih boyunca önemli bir merkezdi. En eski
çaglardan beri bölge, maden yataklarıyla tanınmıstır. Eski çaglarda kıyılarda
oturanlar geçimlerini balık avcılıgı ile saglamıslar, iç bölgelerde oturanlar
ise, genelde maden isletilmesi sonucunda hayatlarını kazanmıslardır. Bu eski
isletmeciligin kalıntıları mevcuttur. Çesitli yerlerde çok eski bir dönemin
dehliz ve oyukları hâlâ mevcuttur. Çogu yerlerde arazinin maden
damarlarıyla ag gibi her yana yayıldıgını gösteren maden tabakaları
bulunmaktadır. En bilinen maden yatakları gümüslü kursun, bakır, antimon
ve manganezdir. Hatta demir madenine de rastlanır.2
Giresun ve çevresinde önemli gümüs ve demir üretim yerleri tespit
edilmistir. _ç kesimlerdeki Sebinkarahisar’la yol baglantısı olan ve bu
kesimin hububatının ve madenlerinin ihraç limanı özelligini kazanan
1 Musa Çadırcı, Tanzimat Döneminde Anadolu Kentlerinin Sosyal ve Ekonomik
Yapıları, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1991, s.9
2 Vital Cuinet, La Turquie d’Asie C. I, Paris 1892. s.68
Sosyal Bilimler Dergisi 65
Giresun, Ortaçagda dokuma mamulleri ve sap ihracıyla dikkati çeken bir
kale-sehir görünümündeydi. Bu yolla Giresun’a getirilen mallar deniz
yoluyla sevk ediliyordu. Özellikle maden (bakır, gümüs ve demir)
tasımacılıgı yapılıyordu. Tahrir defterlerinde bu yol için “yolbacı”nın
kaydedilmis olması faaliyetin yogunlugu hakkında fikir vermektedir.3
XIII. yüzyıldan XV. yüzyılın ikinci yarısına kadar olan dönemde
Avrupa’nın sap ihtiyacının büyük bir kısmı Anadolu’dan saglanmıstır. Bu
zaman aralıgında Sebinkarahisar, sap madeni açısından Anadolu ‘da önemli
bir merkezdi. XIV. yüzyılın ilk yarısında Sebinkarahisar’daki sap
ocaklarından yılda 14.000 kantar (790.202 kg.) sap çıkartılmaktaydı. XV.
yüzyılın ortalarına gelindiginde, bir yandan boya sanayinde yeni tekniklerin
uygulanması, öte yandan Venedik’e ait Girit basta olmak üzere bazı sap
ocaklarının isletmeye açılması, Avrupa ülkelerinin Anadolu sapına olan
ihtiyacını azaltmıstır. Fatih Sultan Mehmet Sebinkarahisar’daki sap
ocaklarını beytülmale kaydettirmis ve daha sonra bunlar iltizama verilerek
geliri ile kale muhafızlarının maasları karsılanmıstır.4
Giresun madenlerinin önemine dikkat çeken Semseddin Sâmi su
bilgileri vermektedir:5 “Karadeniz sevahilinin o ciheti ezmend-i kadimeden
beri kesret-i madeniyle meshur olup, vaktiyle çıkarılmıs madenlerin yerleri
görülmektedir. Kesap Nahiyesi’nde sahilden 3 saatlik mesafede Yivdincik
Karyesi’nde pek zengin bir kursun madeni bulunup, ancak imtiyaz-ı
resmiyesi alınmamıstır. Kazanın sair taraflarında dahi simli kursun, bakır,
antimon, manganez, demir vesair madenler bulundugu muhakkaktır. Bu
madenlerle ormanların suret-i muntazamada islenmesi, bir gün memleketin
büyük bir menbâ-ı serveti olmak istidadındadır”.
Trabzon Vilâyeti Salnâmelerinde de, Giresun madenlerinin önemi
vurgulanarak, daha imtiyazların verilmediginden bahisle, isletilmesi
durumunda büyük bir kazanç saglanacagı belirtilmektedir.6
XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin çagın gereklerine uygun bir
madencilik anlayısına sahip olmadıgı görülmektedir. Hatta devletin iktisâdî
hayatında maden sektörünün önemli bir yerde olmadıgı, devletin gayrısâfi
millî hasılâtında da yüzde birini bile bulmadıgı tespit edilmektedir.7
3 Feridun Emecen, “Giresun”, Diyânet _slâm Ansiklopedisi, C. XIV, _stanbul 1996, s.79 - 81
4 Mehmet Ersan, “XIII. – XIV. Yüzyıllarda Sap Ticareti ve Sebinkarahisar”,
Sebinkarahisar I. Tarih ve Kültür Sempozyumu – Bildiriler, (30 Haziran – 1 Temmuz
2000), _stanbul 2000, s.55 - 61
5 Semseddin Sami, Kâmus’ül Alâm, C. V, _stanbul 1314, s.3935 - 3936
6 Trabzon Vilâyeti Salnâmesi, 1286 (1869), s.87, 1287 (1870), s.115 – 116, 1288 (1871),
s.127, 1289 (1872), s.120, 1316 (1898), s.160.
7 Abdullah Saydam, “Osmanlı Madenciligi ve XIX. Yüzyılın Ortalarında Trabzon’daki
Maden Ocakları”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Egitim Fakültesi Dergisi, S.6, (Samsun
1991), s.256.
Oktay KARAMAN 66
Tanzimat sonrasında madenciligin daha iyi durumlara getirilmesi için
çesitli çalısmalar yapılmıstır. Madenlerin mülkiyeti ile ilgili ilk düzenleme
1858 Arazi Nizamnâmesi ile saglanmıs, daha sonra 17 Temmuz 1861
tarihinde yeni bir Maâdin Nizamnâmesi hazırlanmıstır. Buna göre toprak
sahipleri kendi arazilerinde herhangi bir izne baglı olmaksızın maden
arayabilecekti. Mirî topraklarda bulunan madenler ise hazineye ait olacaktı.
Maden isletme imtiyazı fertlere oldugu gibi sirketlere de verilebilecekti.
Yabancı fert ve sirketlere imtiyaz verilmeyecek, fakat yabancı tâbiiyette
olanlar, Osmanlı vatandası tarafından kurulan sirketlere ortak olarak
girebileceklerdi. _mtiyaz sahiplerinin isletecekleri madenden saglayacakları
cevher üzerinden devlete verecekleri vergi, madenin zenginlik derecesine
göre taraflar arasında tespit edilecekti. _mtiyaz belirli bir müddet için
verilecek ve bunun sonucunda da bütün tesisleriyle isletme, devlete intikal
edecekti.8
1869 yılında, 1810 tarihli Fransız Maden Kânunu esas alınarak,
yeniden bir kânun meydana getirilmistir. Bu kânun ile maden isletmeciligi
kârlı bir hale getirilmis, isletme sahipleri madenin rezervi ve çıkarılma
güçlügüne göre %1’le %5 arası bir payı devlete vermeleri kararlastırılmıstır.9
Sultan II. Abdülhamid devletin iktisâdî hayatının düzelmesinde, diger
alanlarda oldugu gibi, madencilik çalısmalarında etkili olmak için Orman,
Maâdin ve Ziraat Nezâreti’ni kurmustur. Bu nezâretin çalısmalarından birisi
de, yabancılara yeni madenler arayıp, bulmak ve isletmek için imtiyazlar
verilmesidir. Bu imtiyaz 99 yıla kadar çıkarılmıs ve vergi yerine, çıkarılan
madenin %25’inin devlete bırakılması saglanmıstır.10 Nitekim böyle
imtiyazların Giresun’da da verildigi görülmektedir.
XIX. ve XX. yüzyılda Giresun madenlerinin büyük çogunlugu,
yabancı uyruklu kisiler ya da Osmanlı Devleti’nin vatandası gayrimüslimlere
imtiyazlar olarak verilmistir. Giresun madenleri hakkında kesif yapmak
amacıyla yabancı uyruklu kisiler de sehre gelmislerdir. Kaza dahilinde
bulunan Yomrahisar ve Homurlu köylerindeki madenler hakkında kesif
çalısması yapmak üzere, _stanbul’dan almıs oldugu mürûr tezkeresiyle
Giresun’a gelen Belçikalı bir zat çalısmalarda bulunmustur.11 Yine kesif
çalısmaları için Almanya vatandası bir kisi de Giresun’a gelerek arastırmalar
yapmıstır.12
8 Saydam, a.g.m., s.257 – 258.
9 J. Stanford Shaw-Ezel Kural Shaw, Osmanlı _mparatorlugu ve Modern Türkiye, E
Yayınları, C. II, (Çev. Mehmet Harmancı), _stanbul 1983, s.287.
10 Shaw-Shaw, a.g.e., s.288.
11 Basbakanlık Osmanlı Arsivi (B.O.A.), Vilâyât Gelen-Giden Defterleri(V.G-G.D),
Trabzon Gelen, No:188, s.370, 17 Tesrin-i Sâni 1323 (30 Kasım 1920).
12 B.O.A. V.G-G.D., Trabzon Gelen, No:188, s.373, 7 Zilkâde 1325 (12 Aralık 1907).
Sosyal Bilimler Dergisi 67
Giresun’da ikâmet eden ve maden isleriyle ugrasan gayrimüslimler,
baska bölgelerde de maden isletmeciligi yapmıslardır. Giresun’da oturan
Mavridi Panayut Efendi Gümüshane Sancagı’nın Torul Kazası’na baglı
Kürtün Nahiyesi’ndeki Küvil ve Çatak köylerindeki bakın madeni ocagının
% 45 hissesini Konstantinoglu Todor’dan satın almıs ve Maden
Nizamnâmesi’nin 23. Maddesi geregince bu satıs onaylanmıstır13.
1319 (1901) ve 1321 (1903) tarihli Trabzon Vilâyeti Salnâmeleri’ne
göre, Giresun ve çevresinde bulunan maden ocakları ile ilgili bilgiler su
sekildedir:14
Bulundugu Yer Maden Cinsi _hale T. _mtiyaz Sahibi Senelik
Vergisi
Piraziz (Nefs-i
Manganez
Piraziz Köyü)
28 Muharrem
1297 (11 Ocak
1880)
Corci Pracivani 21.475
Görele (Akköy) Bakır 29 Saban 1305
(11 Mayıs
1888)
Sebuh David ve
Tomas
4.183
Tirebolu (Sebile)
Bakır ve Simli
Kursun
“ “ “ 6.603
Tirebolu (Kebirlik, Bakır
Lehaz ve _ki
Külük)
“ “ 3.328
Tirebolu (Keban) “ “ “ 5.163
Tirebolu
(Karalar,
Karaerik ve
Agalık)
“ “ “ 3.289
Görele
(Karaburun ve
Zozan)
“ “ “ 2.238
Göreli (Sade
Küre)
“ “ Anatol Barzili 12.080
Akköy “ “ Tomas 5.163
Kesap Simli Kursun ve
Antimon
7 Saban 1305
(19 Nisan
1888)
Leondidaz 21.035
XIX. ve XX. yüzyılda Giresun ve Çevresinde tespit edilebilen
maden ocakları ve isletmeleri hakkındaki bilgiler, ruhsatnâme ve
mukavelenâmeler sunlardır:
13 B.O.A. _rade Meclis-i Vükela (_.M.V.), No:184, 6 Safer 1332 (4 Ocak 1914).
14 Trabzon Vilâyeti Salnâmesi (T.V.S.), 1319 (1901), s.332 – 333, 1321 (1903), s.84.
Oktay KARAMAN 68
a) Sebinkarahisar Sancagı Lice Simli Kursun Madeni ve
Giresun Kazası Uzundere Köyü Kâlhânesi:
Sebinkarahisar Sancagı’na baglı Lice mevkiindeki simli kursun
madeni sahiplerinden Abraham Todor, madenden çıkaracagı cevherin
islenmesi için Giresun dahilinde Uzundere Köyü’ndeki bir araziyi uygun
görmüs ve arazi sahibi olan Osmanlı vatandası Todoroglu Vasil’e müracaat
etmistir. Vasil’in istegi üzerine Maden _daresi tarafından tanzim olunan
ruhsatnâme, Maden Nizamnâmesinin kâlhâne ve fabrikalara ait kısmına
uygun görüldügünden, Surâ-yı Devlet’te kabul edilmistir. Bu ruhsatnâmeye
göre, ferman harcı olarak bir kereye mahsus 30 adet 100’lük altınla,
kâlhânenin yapılacagı arazi için senelik 40 kurus kira vermesi
kararlastırılmıstır.15 Kâlhâne ruhsatnâmesinin maddeleri su sekildedir:
1. Kâlhâneye ait binalar tas, tugla, kireç ve kum ile kargir olarak
yapılacaktır. Su anda ve ileride insa edilecek olan binalardan gaz ve diger
maddelerin çevreye zarar vermemesi için ocak ve bacalar 8.5 m
yüksekliginde olacaktır.
2. Kâlhânenin imalâtına ait olup, su ile isleyecek olan makineler
kimseye zarar vermeyecek ve degirmenlerin çalısmasına engel olmayacak.
Cevheri yıkamak için suya ihtiyaç duyuldugunda, bu suyun baska sular ile
karısmaması için su yolu yapılacak.
3. Kâlhânenin fırın, alet ve edevâtıyla makineleri gayet saglam
olarak insakılınacaktır.
4. Vilâyet valisinin ve maden mühendisinin emri üzerine, Maden
_daresi’nin teklif ettigi hususları kâlhâne sahibi yapmaya mecbur olacaktır.
5. Kâlhânenin insa olunacagı mahal 24 cerib, 84 murabbâdır. Tarım
arazisi olmasından dolayı asâr vergisi için kâlhâne sahibi mal sandıgına
senelik 40 kurus kira bedeli verecektir.
6. Kâlhânenin ihtiyacı olan odun ve kömür, Uzundere, Tamdere ve
Karınca köyleri sınırı içinde bulunan Sabanözü ormanından getirilecek ve
ormanlar hakkındaki nizamnâmeye uygun hareket edilecektir.
7. Her ay madenden kâlhâneye naklolunan ve islenen cevherin
miktarı, bu cevherden ne kadar sim ve kursun çıktıgına dair kâlhâne sahibi
tarafından 3 ayda bir defter tanzim edilerek valilige verilecektir. Valilik
istedigi zaman teftis yapabilecek ve kâlhâne sahibi hesapları göstermeye
mecbur olacaktır.
8. Kâlhâne sahibi ferman harcı olarak Maden _daresi’ne bir defaya
mahsus olmak üzere 30 adet Osmanlı lirası verecektir.
15 B.O.A. _rade- Sura-yı Devlet (_.S.D.), No:975, 25 Zilkâde 1288 (5 Subat 1872).
Sosyal Bilimler Dergisi 69
9. Kâlhâne sahibi yukarıdaki maddelere, özellikle 7. Maddede
belirtilen defterleri zamanında teslim etmezse, 5 adet Osmanlı lirasından 20
liraya kadar ceza verecek. Tekrarı halinde Maden _daresi kâlhâneyi geçici
olarak kapatacak. Üçüncü defa aynı hareket tekrarlanırsa, kâlhânenin ruhsatı
iptal edilecek.
10. Kâlhânenin insası için verilen fermanın teslim tarihinden itibaren
bir sene içinde yapıma baslanmazsa veya insaat bittikten sonra 2 sene
boyunca kâlhâne isletilmezse, belirli bir süre verilecek. Bu süre sonunda
yine isletilmezse, kâlhânenin fermanı iptal edilecek.
Sebinkarahisar Sancagı’nda çıkan simli kursun madenin islenmesi
için Giresun’un tercih edilmesinin en büyük sebebi hiç süphesiz, deniz
ulasımının olmasıdır. Ayrıca ruhsatnâme maddeleri incelendiginde, her türlü
ayrıntı düsünülmüs ve hem kâlhâne sahibinin hem de devletin zarar
görmemesi için azâmi dikkat gösterilmistir.
a) Giresun – Akköy Nahiyesi, Kavaklıkara, Kurt ve Büyüktepe
Mevkileri Simli Kursun Madeni:
Maden Meclisi’nin yapmıs oldugu tahlile göre, simli kursun
madeninde %32 kursun, onbinde 1.5 gümüs tespit edilmistir. Maden
isletmesinin imtiyazı 9 sene müddetle Kirkor Yakutciyan’a verilmistir.
_mtiyaz fermanı su sekildedir:16
“Meclis-i Maden’in mazbatası mealinden müsteban oldugu vechle
maden-i mezbur inde’l-tahlil yüzde 32 kursunî ve onbinde 1.5 tesbitinde
gümüs havi olarak sayan-ı imal idügü ve i