KEŞAP İLÇESİ HABER YORUM VE FORUM SİTESİ


GiRESUN ve KESAP MADEN KAYNAKLARI TARiHi

Yazı kategorisi: KATEGORİLER yazan: eratyas tarih: Haziran 12, 2008

 

Yer altı zenginligi olarak nitelendirilen madenler, devletlerin

ekonomik yönden gelismelerinde çok büyük pay sahibi olan unsurlardır.

Tarih boyunca devletler hem kendi madenlerini degerlendirmede, hem de

özellikle diger devletlerin madenlerinde söz sahibi olmak için birbirleriyle

yarısslardır. Tarihin en büyük imparatorluklarından birisi olan Osmanlı

Devleti, bünyesinde bulunan zenginlik kaynagından istenildigi ölçüde

faydalanamamıs ve bu zenginlik Osmanlı’nın ezeli düsmanları olan ülkelerin

istahını kabartmıstır.

Osmanlı sanayisinin önemli kollarından birisi de madencilikti.

Devletin zengin maden yatakları mevcuttu. Bunların önemli bir kısmı

isletilmekteydi. Ancak diger dallarda oldugu gibi maden ocaklarının

isletilmesinde de XVIII. yüzyıldan beri büyük çapta çözülme ve gerileme

baslamıstı. Bu gerilemenin özel nedenleri de vardı. Maden isletmelerinde

yakıt olarak agaç kömürü kullanılıyordu. Yüzyıllardan beri düzensiz ve

bilgisizce harcana harcana ocakların civarındaki ormanlar tükenmisti. Yol

yoklugu, can ve mal güvenliginin kalmayısı bu isi zorlastırmaktaydı. XIX.

yüzyılın baslarında dogrudan dogruya görevlendirilen maden emini ve

nazırlarınca ocaklar isletiliyordu. Belirli sürelerle imtiyaz olarak verilen

ocaklar da vardı.1 Osmanlı Devleti’nin genelinde mevcut olan bu durumlar

Giresun ve çevresinde de tespit edilmektedir.

Maden yönünden Giresun, tarih boyunca önemli bir merkezdi. En eski

çaglardan beri bölge, maden yataklarıyla tanınmıstır. Eski çaglarda kıyılarda

oturanlar geçimlerini balık avcılıgı ile saglamıslar, iç bölgelerde oturanlar

ise, genelde maden isletilmesi sonucunda hayatlarını kazanmıslardır. Bu eski

isletmeciligin kalıntıları mevcuttur. Çesitli yerlerde çok eski bir dönemin

dehliz ve oyukları hâlâ mevcuttur. Çogu yerlerde arazinin maden

damarlarıyla ag gibi her yana yayıldıgını gösteren maden tabakaları

bulunmaktadır. En bilinen maden yatakları gümüslü kursun, bakır, antimon

ve manganezdir. Hatta demir madenine de rastlanır.2

Giresun ve çevresinde önemli gümüs ve demir üretim yerleri tespit

edilmistir. _ç kesimlerdeki Sebinkarahisar’la yol baglantısı olan ve bu

kesimin hububatının ve madenlerinin ihraç limanı özelligini kazanan

1 Musa Çadırcı, Tanzimat Döneminde Anadolu Kentlerinin Sosyal ve Ekonomik

Yapıları, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 1991, s.9

2 Vital Cuinet, La Turquie d’Asie C. I, Paris 1892. s.68

Sosyal Bilimler Dergisi 65

Giresun, Ortaçagda dokuma mamulleri ve sap ihracıyla dikkati çeken bir

kale-sehir görünümündeydi. Bu yolla Giresun’a getirilen mallar deniz

yoluyla sevk ediliyordu. Özellikle maden (bakır, gümüs ve demir)

tasımacılıgı yapılıyordu. Tahrir defterlerinde bu yol için “yolbacı”nın

kaydedilmis olması faaliyetin yogunlugu hakkında fikir vermektedir.3

XIII. yüzyıldan XV. yüzyılın ikinci yarısına kadar olan dönemde

Avrupa’nın sap ihtiyacının büyük bir kısmı Anadolu’dan saglanmıstır. Bu

zaman aralıgında Sebinkarahisar, sap madeni açısından Anadolu ‘da önemli

bir merkezdi. XIV. yüzyılın ilk yarısında Sebinkarahisar’daki sap

ocaklarından yılda 14.000 kantar (790.202 kg.) sap çıkartılmaktaydı. XV.

yüzyılın ortalarına gelindiginde, bir yandan boya sanayinde yeni tekniklerin

uygulanması, öte yandan Venedik’e ait Girit basta olmak üzere bazı sap

ocaklarının isletmeye açılması, Avrupa ülkelerinin Anadolu sapına olan

ihtiyacını azaltmıstır. Fatih Sultan Mehmet Sebinkarahisar’daki sap

ocaklarını beytülmale kaydettirmis ve daha sonra bunlar iltizama verilerek

geliri ile kale muhafızlarının maasları karsılanmıstır.4

Giresun madenlerinin önemine dikkat çeken Semseddin Sâmi su

bilgileri vermektedir:5 “Karadeniz sevahilinin o ciheti ezmend-i kadimeden

beri kesret-i madeniyle meshur olup, vaktiyle çıkarılmıs madenlerin yerleri

görülmektedir. Kesap Nahiyesi’nde sahilden 3 saatlik mesafede Yivdincik

Karyesi’nde pek zengin bir kursun madeni bulunup, ancak imtiyaz-ı

resmiyesi alınmamıstır. Kazanın sair taraflarında dahi simli kursun, bakır,

antimon, manganez, demir vesair madenler bulundugu muhakkaktır. Bu

madenlerle ormanların suret-i muntazamada islenmesi, bir gün memleketin

büyük bir menbâ-ı serveti olmak istidadındadır”.

Trabzon Vilâyeti Salnâmelerinde de, Giresun madenlerinin önemi

vurgulanarak, daha imtiyazların verilmediginden bahisle, isletilmesi

durumunda büyük bir kazanç saglanacagı belirtilmektedir.6

XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin çagın gereklerine uygun bir

madencilik anlayısına sahip olmadıgı görülmektedir. Hatta devletin iktisâdî

hayatında maden sektörünün önemli bir yerde olmadıgı, devletin gayrısâfi

millî hasılâtında da yüzde birini bile bulmadıgı tespit edilmektedir.7

3 Feridun Emecen, “Giresun”, Diyânet _slâm Ansiklopedisi, C. XIV, _stanbul 1996, s.79 - 81

4 Mehmet Ersan, “XIII. – XIV. Yüzyıllarda Sap Ticareti ve Sebinkarahisar”,

Sebinkarahisar I. Tarih ve Kültür Sempozyumu – Bildiriler, (30 Haziran – 1 Temmuz

2000), _stanbul 2000, s.55 - 61

5 Semseddin Sami, Kâmus’ül Alâm, C. V, _stanbul 1314, s.3935 - 3936

6 Trabzon Vilâyeti Salnâmesi, 1286 (1869), s.87, 1287 (1870), s.115 – 116, 1288 (1871),

s.127, 1289 (1872), s.120, 1316 (1898), s.160.

7 Abdullah Saydam, “Osmanlı Madenciligi ve XIX. Yüzyılın Ortalarında Trabzon’daki

Maden Ocakları”, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Egitim Fakültesi Dergisi, S.6, (Samsun

1991), s.256.

Oktay KARAMAN 66

Tanzimat sonrasında madenciligin daha iyi durumlara getirilmesi için

çesitli çalısmalar yapılmıstır. Madenlerin mülkiyeti ile ilgili ilk düzenleme

1858 Arazi Nizamnâmesi ile saglanmıs, daha sonra 17 Temmuz 1861

tarihinde yeni bir Maâdin Nizamnâmesi hazırlanmıstır. Buna göre toprak

sahipleri kendi arazilerinde herhangi bir izne baglı olmaksızın maden

arayabilecekti. Mirî topraklarda bulunan madenler ise hazineye ait olacaktı.

Maden isletme imtiyazı fertlere oldugu gibi sirketlere de verilebilecekti.

Yabancı fert ve sirketlere imtiyaz verilmeyecek, fakat yabancı tâbiiyette

olanlar, Osmanlı vatandası tarafından kurulan sirketlere ortak olarak

girebileceklerdi. _mtiyaz sahiplerinin isletecekleri madenden saglayacakları

cevher üzerinden devlete verecekleri vergi, madenin zenginlik derecesine

göre taraflar arasında tespit edilecekti. _mtiyaz belirli bir müddet için

verilecek ve bunun sonucunda da bütün tesisleriyle isletme, devlete intikal

edecekti.8

1869 yılında, 1810 tarihli Fransız Maden Kânunu esas alınarak,

yeniden bir kânun meydana getirilmistir. Bu kânun ile maden isletmeciligi

kârlı bir hale getirilmis, isletme sahipleri madenin rezervi ve çıkarılma

güçlügüne göre %1’le %5 arası bir payı devlete vermeleri kararlastırılmıstır.9

Sultan II. Abdülhamid devletin iktisâdî hayatının düzelmesinde, diger

alanlarda oldugu gibi, madencilik çalısmalarında etkili olmak için Orman,

Maâdin ve Ziraat Nezâreti’ni kurmustur. Bu nezâretin çalısmalarından birisi

de, yabancılara yeni madenler arayıp, bulmak ve isletmek için imtiyazlar

verilmesidir. Bu imtiyaz 99 yıla kadar çıkarılmıs ve vergi yerine, çıkarılan

madenin %25’inin devlete bırakılması saglanmıstır.10 Nitekim böyle

imtiyazların Giresun’da da verildigi görülmektedir.

XIX. ve XX. yüzyılda Giresun madenlerinin büyük çogunlugu,

yabancı uyruklu kisiler ya da Osmanlı Devleti’nin vatandası gayrimüslimlere

imtiyazlar olarak verilmistir. Giresun madenleri hakkında kesif yapmak

amacıyla yabancı uyruklu kisiler de sehre gelmislerdir. Kaza dahilinde

bulunan Yomrahisar ve Homurlu köylerindeki madenler hakkında kesif

çalısması yapmak üzere, _stanbul’dan almıs oldugu mürûr tezkeresiyle

Giresun’a gelen Belçikalı bir zat çalısmalarda bulunmustur.11 Yine kesif

çalısmaları için Almanya vatandası bir kisi de Giresun’a gelerek arastırmalar

yapmıstır.12

8 Saydam, a.g.m., s.257 – 258.

9 J. Stanford Shaw-Ezel Kural Shaw, Osmanlı _mparatorlugu ve Modern Türkiye, E

Yayınları, C. II, (Çev. Mehmet Harmancı), _stanbul 1983, s.287.

10 Shaw-Shaw, a.g.e., s.288.

11 Basbakanlık Osmanlı Arsivi (B.O.A.), Vilâyât Gelen-Giden Defterleri(V.G-G.D),

Trabzon Gelen, No:188, s.370, 17 Tesrin-i Sâni 1323 (30 Kasım 1920).

12 B.O.A. V.G-G.D., Trabzon Gelen, No:188, s.373, 7 Zilkâde 1325 (12 Aralık 1907).

Sosyal Bilimler Dergisi 67

Giresun’da ikâmet eden ve maden isleriyle ugrasan gayrimüslimler,

baska bölgelerde de maden isletmeciligi yapmıslardır. Giresun’da oturan

Mavridi Panayut Efendi Gümüshane Sancagı’nın Torul Kazası’na bag

Kürtün Nahiyesi’ndeki Küvil ve Çatak köylerindeki bakın madeni ocagının

% 45 hissesini Konstantinoglu Todor’dan satın almıs ve Maden

Nizamnâmesi’nin 23. Maddesi geregince bu satıs onaylanmıstır13.

1319 (1901) ve 1321 (1903) tarihli Trabzon Vilâyeti Salnâmeleri’ne

göre, Giresun ve çevresinde bulunan maden ocakları ile ilgili bilgiler su

sekildedir:14

Bulundugu Yer Maden Cinsi _hale T. _mtiyaz Sahibi Senelik

Vergisi

Piraziz (Nefs-i

Manganez

Piraziz Köyü)

28 Muharrem

1297 (11 Ocak

1880)

Corci Pracivani 21.475

Görele (Akköy) Bakır 29 Saban 1305

(11 Mayıs

1888)

Sebuh David ve

Tomas

4.183

Tirebolu (Sebile)

Bakır ve Simli

Kursun

“ “ “ 6.603

Tirebolu (Kebirlik, Bakır

Lehaz ve _ki

Külük)

“ “ 3.328

Tirebolu (Keban) “ “ “ 5.163

Tirebolu

(Karalar,

Karaerik ve

Agalık)

“ “ “ 3.289

Görele

(Karaburun ve

Zozan)

“ “ “ 2.238

Göreli (Sade

Küre)

“ “ Anatol Barzili 12.080

Akköy “ “ Tomas 5.163

Kesap Simli Kursun ve

Antimon

7 Saban 1305

(19 Nisan

1888)

Leondidaz 21.035

XIX. ve XX. yüzyılda Giresun ve Çevresinde tespit edilebilen

maden ocakları ve isletmeleri hakkındaki bilgiler, ruhsatnâme ve

mukavelenâmeler sunlardır:

13 B.O.A. _rade Meclis-i Vükela (_.M.V.), No:184, 6 Safer 1332 (4 Ocak 1914).

14 Trabzon Vilâyeti Salnâmesi (T.V.S.), 1319 (1901), s.332 – 333, 1321 (1903), s.84.

Oktay KARAMAN 68

a) Sebinkarahisar Sancagı Lice Simli Kursun Madeni ve

Giresun Kazası Uzundere Köyü Kâlhânesi:

Sebinkarahisar Sancagı’na baglı Lice mevkiindeki simli kursun

madeni sahiplerinden Abraham Todor, madenden çıkaracagı cevherin

islenmesi için Giresun dahilinde Uzundere Köyü’ndeki bir araziyi uygun

görmüs ve arazi sahibi olan Osmanlı vatandası Todoroglu Vasil’e müracaat

etmistir. Vasil’in istegi üzerine Maden _daresi tarafından tanzim olunan

ruhsatnâme, Maden Nizamnâmesinin kâlhâne ve fabrikalara ait kısmına

uygun görüldügünden, Surâ-yı Devlet’te kabul edilmistir. Bu ruhsatnâmeye

göre, ferman harcı olarak bir kereye mahsus 30 adet 100’lük altınla,

kâlhânenin yapılacagı arazi için senelik 40 kurus kira vermesi

kararlastırılmıstır.15 Kâlhâne ruhsatnâmesinin maddeleri su sekildedir:

1. Kâlhâneye ait binalar tas, tugla, kireç ve kum ile kargir olarak

yapılacaktır. Su anda ve ileride insa edilecek olan binalardan gaz ve diger

maddelerin çevreye zarar vermemesi için ocak ve bacalar 8.5 m

yüksekliginde olacaktır.

2. Kâlhânenin imalâtına ait olup, su ile isleyecek olan makineler

kimseye zarar vermeyecek ve degirmenlerin çalısmasına engel olmayacak.

Cevheri yıkamak için suya ihtiyaç duyuldugunda, bu suyun baska sular ile

karısmaması için su yolu yapılacak.

3. Kâlhânenin fırın, alet ve edevâtıyla makineleri gayet saglam

olarak insakılınacaktır.

4. Vilâyet valisinin ve maden mühendisinin emri üzerine, Maden

_daresi’nin teklif ettigi hususları kâlhâne sahibi yapmaya mecbur olacaktır.

5. Kâlhânenin insa olunacagı mahal 24 cerib, 84 murabbâdır. Tarım

arazisi olmasından dolayı asâr vergisi için kâlhâne sahibi mal sandıgına

senelik 40 kurus kira bedeli verecektir.

6. Kâlhânenin ihtiyacı olan odun ve kömür, Uzundere, Tamdere ve

Karınca köyleri sınırı içinde bulunan Sabanözü ormanından getirilecek ve

ormanlar hakkındaki nizamnâmeye uygun hareket edilecektir.

7. Her ay madenden kâlhâneye naklolunan ve islenen cevherin

miktarı, bu cevherden ne kadar sim ve kursun çıktıgına dair kâlhâne sahibi

tarafından 3 ayda bir defter tanzim edilerek valilige verilecektir. Valilik

istedigi zaman teftis yapabilecek ve kâlhâne sahibi hesapları göstermeye

mecbur olacaktır.

8. Kâlhâne sahibi ferman harcı olarak Maden _daresi’ne bir defaya

mahsus olmak üzere 30 adet Osmanlı lirası verecektir.

15 B.O.A. _rade- Sura-yı Devlet (_.S.D.), No:975, 25 Zilkâde 1288 (5 Subat 1872).

Sosyal Bilimler Dergisi 69

9. Kâlhâne sahibi yukarıdaki maddelere, özellikle 7. Maddede

belirtilen defterleri zamanında teslim etmezse, 5 adet Osmanlı lirasından 20

liraya kadar ceza verecek. Tekrarı halinde Maden _daresi kâlhâneyi geçici

olarak kapatacak. Üçüncü defa aynı hareket tekrarlanırsa, kâlhânenin ruhsatı

iptal edilecek.

10. Kâlhânenin insası için verilen fermanın teslim tarihinden itibaren

bir sene içinde yapıma baslanmazsa veya insaat bittikten sonra 2 sene

boyunca kâlhâne isletilmezse, belirli bir süre verilecek. Bu süre sonunda

yine isletilmezse, kâlhânenin fermanı iptal edilecek.

Sebinkarahisar Sancagı’nda çıkan simli kursun madenin islenmesi

için Giresun’un tercih edilmesinin en büyük sebebi hiç süphesiz, deniz

ulasımının olmasıdır. Ayrıca ruhsatnâme maddeleri incelendiginde, her türlü

ayrıntı düsünülmüs ve hem kâlhâne sahibinin hem de devletin zarar

görmemesi için azâmi dikkat gösterilmistir.

a) Giresun – Akköy Nahiyesi, Kavaklıkara, Kurt ve Büyüktepe

Mevkileri Simli Kursun Madeni:

Maden Meclisi’nin yapmıs oldugu tahlile göre, simli kursun

madeninde %32 kursun, onbinde 1.5 gümüs tespit edilmistir. Maden

isletmesinin imtiyazı 9 sene müddetle Kirkor Yakutciyan’a verilmistir.

_mtiyaz fermanı su sekildedir:16

“Meclis-i Maden’in mazbatası mealinden müsteban oldugu vechle

maden-i mezbur inde’l-tahlil yüzde 32 kursunî ve onbinde 1.5 tesbitinde

gümüs havi olarak sayan-ı imal idügü ve i