KEŞAP İLÇESİ HABER YORUM VE FORUM SİTESİ


PONTUS CEVİZİ FINDIK VE TARİHİ

Yazı kategorisi: KATEGORİLER yazan: eratyas tarih: Temmuz 3, 2007

Fındığın TarihiFındık meyvesi çok eski devirlerde insanlar tarafından yenilmiş ve besin değeri takdir edilmiştir. Zaman zaman hükümdar sofralarına giren fındık meyveleri sonraları Akdeniz bölgesinde ticaretin artması ve genişlemesi ile bir servet ve bereket timsali halini almıştır.Fındık dünya çapında yetiştirilme alanı bulmuş, rağbet görmüş bir üründür.

 

Tarımla uğraşan birçok küçük işletmeli ailelerin geçim kaynağı olmuştur. Daha sonraları yetiştirilme alanları genişletilerek ithalatta ve ihracatta yerini almıştır.

 

Fındık insan hayatına öyle bir yerleşmiştir ki geçmişten bugüne kadar edebiyatta, folklor de, sözlüklerde, seyahatnamelerde ve hatta tıp ta adından bahsettirmiştir. Böylelikle fındık insanlığın vazgeçilmez ürünlerinden biri olmuştur.

Çeşitli kaynaklardan yararlanılarak hazırlanan bu tezde, fındığın tarih boyunca gelişimini, türlerini ve dünyada ki üretim alanları hakkında geniş bilgiler verilmeye çalışılmıştır. Fındığın geçmişini zenginlikleri ortay koymak amaçlanmıştır.

Ülkemizde ekonomik, sosyal ve doğal kaynakların korunması yönünden önemli bir yere sahip olan fındık bitkisi; çiçekli bitkiler (spermatophyta=phanerogamae), kapalı tohumlular(Angiospermae) alt şubesi, iki çenekliler (Dicotyledonae) sınıfı, serbest taç yapraklılar (Choripetalae) alt sınıfı, mantolular grubunda, kayıngiller (Fagales) takımı, huşgiller (Betulaceae) Familyası fındıkgiller (Corylus) cinsi içinde yer almaktadır.

Fındığın Kuzey Yarım kürenin ılıman iklim kuşağını, Japoya’dan, Çin, Mançurya, Kafkasya, Türkiye, Avrupa ve Kuzey Amerika’ya kadar yabani formlar biçiminde kapladığı bilinmektedir. Kültür formlarını oluşturan en önemli türler ise Artvin’den Kırklareli’ne kadar uzanan Kuzey Anadolu Dağları ve Kuzey Geçit bölgelerinde yoğun olarak bulunmaktadır. Fındığın kültüre alınma tarihi 2500 yıl öncelerine kadar dayanmaktadır. Enophen İsa’dan önce 400 yıllarında Kuzey Anadolu’da Pontus Euxinus’da (Kerasus) (Giresun) Pontus Yemişi adını verdiği ufak bir meyveden bahsetmektedir. Bu kadar eski kültür izine rastlanması sonucu fındığın anavatanının yurdumuzun Karadeniz Bölgesi olduğu ve kültür fındığının dünyaya buradan yayıldığı kabul edilmektedir. Bu meyvenin 600 yıldan beri ticareti yapılmaktadır. Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan 16 çeşit fındık mevcuttur. Buna ilave olarak Giresun’ da bulunan Fındık Araştırma Enstitüsünde 30 yıldan beri süregelen seleksiyon ve melezleme çalışmaları sonucunda ticari üretimi yapılabilecek 7 çeşit adayı daha geliştirmiştir.

Kültür fındığı, Kuzey Anadolu’dan, önce Yunanistan’a oradan da İtalya’ya götürülmüş, bu ülkede Avella şehri civarında yaygın olarak yetiştirilmeye başlanmış ve önemli türü olan Corylus Avellana L. adını bu yöreden almıştır. Sicilya ve İspanya’ya Araplar eli ile ulaşmış, Fransa’da çok yaygın zamanlara kadar önemli bir kültür bitkisi olarak ele alınmıştır. İngiltere ve Almanya’da çoğunluğunu Corylus Maxima Mill.’in oluşturduğu ve doğal flordan seçilmiş tipler büyük ilgi uyandırmıştır. ABD’de ise, fındık yetiştiriciliği son 70 yıl içinde gelişme göstermiş, güçlü araştırma ve geliştirme programları ile desteklenerek önemli bir sıçrama yapmıştır.

Özetle tarihte fındık

Bazı kaynaklar fındığın Anadolu’dan bütün dünyaya yayıldığını söyler. Bazı kaynaklar ise fındığın Orta Asya’dan Karadeniz sahillerine göçler yoluyla Türkler tarafından getirildiğini, daha sonra Avrupa’ya götürüldüğünü ifade eder.
Bunun için de “Yağ Taşı - Yağmur Taşı” adlı efsane ile “Bugu Tekin” efsanesini kanıt olarak gösteririler. Bu efsanelerde, fındık ağacı kutsal olarak gösterilmekte, Tanrı’nın nurunun ilk defa fındık ağacı üzerine indiği bildirilmektedir.

Fındık kelimesi Türkçe’ye muhtemelen Türkler’in Anadolu’ya yerleşmesinden sonra girmiş olmalıdır. Kelime daha sonra Arap dilinde “bunduk” tarzında söylenmiş ve yerleşmiştir.

Başta Hıristiyanlık olmak üzere bütün dinler fındığı kutsal meyve saymıştır. Dörtbin yıl önce Orta Asya’dan getirilerek çevremizde yetiştirildiği anlaşılmaktadır. Ksenofon “Onbinlerin Ric’atı” adlı eserinde kapalı şekilde fındığa değinmektedir. Yunanlı hekim Dioscorides de Kitabü’l-Haşayış adlı eserinde fındıktan yapılan ilaçlardan bahsetmektedir.

İspanya kralı Henri’nin, Timur’a gönderdiği elçi Klaviyo, Semerkant dönüşü, Pontus devleti başkenti Trabzon’dan 1405 yılında İstanbul’a hareketinde fındık dolu bir gemi ile yola çıktığını seyahatnamesinde yazmaktadır. “Timur Devrinde Kadisten Semerkanta” adlı bu kitap fındık ihracatından bahseden ilk eserdir. Türkiye’den ilk kabuklu fındık ihracatını 1773 yılında Rusya’ya, 1792 yılında Romanya’ya, 1851 yılında İngiltere’ye, 1871 yılında da Belçika’ya yapılmıştır.

Fındık tarihe kutsal bir yemiş olarak geçmiştir. Eski Türkler’in din hayatında pek önemli bir yer tutan fındık, aynı zamanda barış ve esenlik sembolü sayılıyordu. Türkler gibi, başka bazı uluslar da fındığı kutsal sayarlardı. Yunanlıların ticaret tanrısı Hermes’in asası bir fındık dalıydı. Eski Romalılar da fındığa önem vermişlerdi. Düğünlerde, çeşitli şenliklerde, bir teke, fındık dallarına sarılıp yakılır, böylece tapınağa kurban edilirdi. Sihirbazların mucizeler yaratan sihirli değnekleri de aslında birer fındık dalıydı. Araplar’a göre elinde fındık dalı bulunan bir kimse, kendini bütün kötülüklerden koruyabilirdi.

Fındığın kutsallığına inanan uluslar arasında İngilizlerle Fransızlar da vardı. İngilizler Noel sofralarında fındık bulundurmayı, sofrayı fındık dalları ile süslemeyi gelenek haline getirmişlerdi. İtalyanlar da fındık türlerine ermişlerinin adlarını vererek fındığın kutsallığını belirtmek istemişlerdir.

Müslümanlarda da fındık önemli bir yer tutar. Din adamları fındığın bir cennet meyvesi olduğuna inanmışlardı. Adem soylencesinde  gökten yere indiği vakit, Tanrının emriyle 30 çeşit meyveyi de birlikte getirdigi soylenir. Bunların arasında fındık da vardı. İnsanoğlu yerleşik düzene geçip tarım yapmaya başladığından beri pek çok bitkiyi ekip biçmiştir. Fındık da bunlardan biridir.

Yaklaşık 5 bin yıldır bilinen fındığın vatanı Anadolu’dur. M.Ö. 400′de Pontus kıyılarından geldiği için Pontus Cevizi adını almıştır. Sicilya ve İspanya’ya Araplar tarafından götürülmüştür. Yeryüzünde 360-410 kuzey enlemlerinde kendine özgü iklim koşullarında yetişebilen fındık, deniz kıyısından en çok 30 km içeride ve 750-1000 metreyi geçmeyen yerlerde ürün vermektedir. Dünya yıllık fındık üretiminin %67-75′ı Türkiye’nin Karadeniz kıyılarında yapılmaktadır. İtalya, İspanya ve Amerika fındık yetiştiren diğer ülkelerdir. Türkiye’nin en çok yağış alan bölgesi Karadeniz’de arazi fazla eğimlidir. Toprağın yapısı ve iklim koşulları Karadeniz Bölgesi’nin önemli bir kısmında fındık dışında başka bir tarıma izin vermemektedir. Fındık, erozyon tehlikesiyle karşı karşıya olan bölgede verimli toprakların yok olmasını engelleyip çevreye olumlu katkı sağlamaktadır. Ayrıca bölgedeki fabrikaları doğal çevrenin bozulmasına neden olan fiziksel ve kimyasal atıklar ortaya çıkarmaz. Fındık tarımı genellikle küçük arazilerde ve aile işletmeciliği biçiminde yapılmaktadır. Türkiye’de yaklaşık 600 bin hektar arazide 400 bin çiftçinin fındık üretimiyle uğraştığı bilinmektedir. Fındık yetiştirildiği bölgelerde doğrudan ya da dolaylı olarak 8 milyon insanı ilgilendirmektedir.

FINDIK TÜRLERİ

Corylus cinsi bitkileri, kışın yaprağını döken çalılar veya ağaçlardır. Çiçekleri bir evcikli ve bir eşemlidir. Erkek çiçekler, kış aylarında olgunlaşır ve çiçek tozlarını saçarlar. Ancak bu dönemde dişi çiçeklerde Fındık (corylus avellana L.) Fagales takımı, Betulaceae familyası corylus cinsine girer. ne yumurtalık ne de yumurta hücresi henüz oluşmamış ve gelişmemiştir. Yumurta hücresi, ilkbaharda olgunlaşır ve döllenme, tozlaşmadan 3-5 ay sonra gerçekleşir. Corylus cinsi, çiçeklerinin bu özellikleriyle, diğer bitki cinslerinden ilginç bir ayrıcalık gösterir. Çiçeklenmenin kış aylarında oluşu herhangi bir yerde ekonomik anlamda bir fındık yetiştiriciliğini sınırlayan ve belirleyen en önemli etmenlerden biridir.

Corylus cinsi, Rehder’e (1947) göre 15, Kasaplıgil’in (1972) son çalışmalarına göre 25 türü içerir. Bu türlerden bir kısmı yenilebilen meyveleri ve anaç özellikleri, bir kısmıda son baharlarda parlak sarı veya kırmızı renge dönüşen iri yaprakları ve güzel görünümleri için yetiştirilir. Bu türlerin birbirinden ayrımında kullanılan en değerli ölçü, meyve zuruflarının, şekil, boy, biçim ve büyüklüğü gibi özellikleridir. Meyvenin şekli ve büyüklüğü, aynı türe giren çeşitli formlarda, hatta aynı bitkide bile önemli ölçüde değişebilmektedir. Bu nedenle, bazı türlerin ayrımındaki belirsizlikler hala sürmektedir. Corylus cinsine giren türler ve bunların dünya üzerindeki başlıca yayılış alanları aşağıda gösterilmiştir. (Kasaplıgil 1972)

 

Yorum Yapın