DAMAT ASMA GELENEĞİ VE KARADENİZ
DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ DÜĞÜNLERİNDE GÖRÜLEN ENİŞTEYİ
TAVANA ASMA GELENEĞİ
I.Giriş
Türk dünyasının pek çok yöresinde görüldüğü gibi, Doğu Karadeniz Bölgesi düğünlerinde de, damat ve gelinin, düğünden bir müddet sonra kız evini ziyaret etmeleri çokyaygın bir gelenektir. Gelin, bu ziyareti yapıncaya kadar kendisini baba evinin bir kızı gibi görmektedir. Kız, enişte ile birlikte baba evinde bir misafir gibi ağırlanıp yolcu edildiktensonra, artık bir anlamda evinin baba evi değil kocasının evi olduğunu da öğrenmiş olacaktır. Bölgede “yedi”, “yedileme”, “el öpme” ve “ayak dönmesi” gibi isimler verilen bugelenek içerisinde, eniştenin temsili olarak ayağından tavana asılması hadisesi de oldukça ilgi çekicidir. Yörede sadece bu gelenek ile ilgili söylenen türküler mevcuttur.Bildiride; Doğu Karadeniz Bölgesinde halen yaşamaya devam eden bu gelenek ve gelenek dairesinde söylenen türküler sırasıyla değerlendirilecek; daha sonra da söz konusugelenek, Türkiye ve Türk dünyasındaki benzerleriyle karşılaştırılarak bir sonuca ulaşılmaya gayret edilecektir.
II. Karadeniz Bölgesindeki Uygulamalar
Ahmet Caferoğlu Caferoğlu, Trabzon’un Sürmene ilçesinden yaptığı derlemelerde “Enişdeyi Asma Manisi”ni kaydetmiş, fakat gelenek hakkında bilgi vermemiştir:“Enişdeyi asdiler
Kuru gülgen dalinden
Kaynanasi pilmiyor
Enişdenin halindenBu pizim enişdenin
Kaynanasi yok midur
Kaynanasi yoğusa
Kaynatasi yok midur
Kaynatasi yoğusa
KAYSERİ.Pi goç [=kot1] ceviz yok midur (Hamit Beykos-Sürmene).” (Caferoğlu 1946/1994: 147).Turgut Günay “Rize-Trabzon Yöresinde Enişteyi Tavana Asma Geleneği” adlıyazısında bu gelenekten bahseder. Günay’ın belirttiğine göre düğünden yedi gün sonra gelin ve damat, kız babasının evini ziyaret eder. Bu ziyarette damadın arkadaşları da bulunur vetoplantı yemekli düzenlenir. Akşam yemeğinden sonra damat, gelinin genç akrabalarıtarafından ayaklarından bağlanıp tavan kirişine baş aşağı asılır. Ardından -Caferoğlu’nun derlediği maniye benzer- bir türkü söylenir:
“Enişteyi astiler
Kaynanasi yok midur
Gelsun baksun halina
Helessa, helessa
Aldum bir okka tütün
Koydim oni havana
Eniştenun ayagiHemen çıkti tavana
Helessa, helessa
Kızlağaç doruğunda
Kediye bak kediye
Haçan finduk yoğ idiNe çağurdun ye diye
Helessa, helessa
Trabzon’un içinde
Güvercinler uçayi
Kaynanasi şaşurmiş
Sanduğu ters açayi
Helessa, helessa
Kaynanasi yoğ isa Kayuncuği yok midurKayuncuği yoğ isa
Balduzcuği yok midur(Balduzcuği yoğ isa Cevizcuği yok midur)
Helessa, helessa (Günay 1973: 6560).
Damat ayağından tavana asılırken, kıt’aların sonunda nakarat tarzında hep bir ağızdan “helessa helessa” diye söylenmektedir. Bu tabir gemicilerin ağlarını denizden çekerkensöyledikleri sözlerdir. Bu tarz ifadeler “iş türküsü” metinlerinde nakarat tarzında hep birağızdan tekrarlanmaktadır. Bu ifadeler, gemicilerin “heyemolaları” gibidir (Boratav 1969: 168). Yukarıda verilen türkü bir ağızdan söylendikten sonra, kız (gelin) anası, damadıkurtarmak için, damadı asan gençlere çerez sofrası hazırlar. Damadın serbest bırakılması için çakı, çakmak gibi küçük hediyeler de istenebilir.1 kot: “Altı-sekiz kilo tahıl alan tahtadan yapılmış ölçek.” (DS, c. VIII: 2935).Yöredeki geleneklerle ilgili yapılmış iki tezde de enişte asma âdetinden bahsedilmiştir: Yılmaz Hakan Çebi’nin tezinde belirttiğine göre, Sürmene’de düğünden yedi gün sonra kızınannesi, damadı ve kızını yemeğe davet eder. Davette misafirlere ikram maksadıyla kayınvalidenin baklava yapmış olması şarttır. Bu geleneğe “yedi” denir. Çebi, söz konusugeleneği şöyle anlatıyor:“Yemekler yenilip çeşitli eğlenceler yapıldıktan sonra bazı muzipliklerle sıra damadı cezalandırmaya gelir. Ortaya baklava sinisi gelir. Üstü kapalıdır. Çeşitli oyunlar sonucu açılır, kesilmesi istenir. Bıçağınkesmediğini kız tarafından işi yöneten söyler. Sonra oğlan tarafından birisi, cebinden çıkardığı kâğıt para ile bıçağı biler, kesmeye çalışır, kesemez bırakır, tepsiyi çevirir. Bıçak kimin önünde durursa aynı işlemi o yapar.Sonuçta enişte bahşişini verir, baklavayı keser, tepsi kalkar, tabaklara servis yapılır. Kız tarafından birisi küçük bir eşyayı, damadın cebine koyar. Yitik olduğu ve herkesin aranacağısöylenir. Arama sonunda aranan şey damadın üzerinde çıkar. Damat mahkeme edilir. İdamına karar verilir. Ayağına ip bağlanıp tavana asarlar. Bu arada ilahi çekilir:Enişteyi astilar
Kuru gürgen daline
Gaynanasi yok mudur
Gelsun baksun halina
Yalissa yalissa
Aldum bir okga tütün
Goydum onu havana
Enişdenin ayağı
Heman çıktı tavana
Yalissa yalissa2
Kızlağaç doruğunda
Kediye bak kediye
Haçan finduk yoğuduNe çağurdun ye diye
[Yalissa yalissa]
Trabzon’un içinden
Güverçinler uçayi
Gaynanasi şaşurmuş
Sanduği ters açayi
Yalissa yalissa
Gaynanasi yoğusa
Baldızcığı yok mudurBald
ızcığı yoğusa
Ceviz finduk yok mudur
Yalissa yalissa3
Gaynananin eyisi
Derun onun guyusu
Oraktan da ağıdır Sözlerinin doğrusu
[Yalissa yalissa]
2 İlk iki dizenin iki kez tekrarlanmaktadır. İlk söyleyişteki iki dize şöyledir: “Aldum bir okga tütün / Vurdim oni havana.”3 İlk iki dizenin iki kez tekrarlanmaktadır. İlk söyleyişteki iki dize şöyledir: “Gaynanasi yoğusa / Gayinceği yok mudur.”
Yetiş ganyana yetiş
Enişte dar haldadur
Gaynanasi geliyi
Gaynanasi yoldadur
[Yalissa yalissa]
[Gaynanasi yoldadur]
Finduklar sırtındadır Arkadaşlar beklesunFindukları dağıtsın [Yalissa yalissa]
Ganyana rica eder
Gençleri ağlatmayin
İndurun enişteyi Beni darıltmayınEnişteyi astilerKuru gürgen dalından
Gaynanasi pilmiyor
Eniştenin halındanBu bizum enişdenin
Kaynanasi yok mudur
Gaynanasi yoğusa
Gaynatasi yok midur
Gaynatasi yoğusa
Bi kot cevuz yok mudur
Enişdeyi astilar
Kayirani yok mudur
Kayirani yoğısa Baldızı da yok midurBalduzi [da] yoğusa
Kurtarani yok midur
He[y] enişte enişte
İşte deyurum işte Git da gel beni işteHoy bana enişteEniştemuz yoğisa Arayani yok midurArayani yoğusa
Kaynanasi yok midur
Kaynatasi yok midur
Kaynatasi yoğusa
Hiç kimsesi yok midur
Hiç kimsesi yoğusa
Bir kot finduk yok midur
gibi deyişlerden sonra kaynana bir kot fındık ortaya döker ve damat kurtulur. Geç saatlere kadareğlendikten sonra evlerine geri dönerler. Yediye giderken bazı yörelerde erkek tarafı koç getirirdi.” (Çebi 1993: 100-102).Alıntıda geçen “ilâhi çekmek” ifadesi, söylenen ezgili sözlere yörede “ilâhî” dendiğini düşündürmektedir. Metin Caferoğlu ve Günay’ın derlediği metinlerle benzeşmektedir. Ayrıcadamada uygulanan işlemlerin ‘cezalandırma’ olarak nitelendirilmesi ve bunun sebebinin açıklanmaması oldukça dikkat çekicidir. Kıt’a sonlarında tekrarlanan “yalissa yalissa”ifadeleri, icra edilen ortak bir “iş”i ve metnin, bu esnada topluca söylenen bir “iş türküsü” olduğunu düşündürmektedir (bk. Boratav 1969: 168).Fuat Öründü’nün tezinde ise, güveyi ile gelinin bu âdet gereğince çevrelerindeki kişilere küs gibi davrandıkları görülmektedir. Yine Trabzon yöresinden yapılmış olanderlemeye göre küs olan damat yakalanarak bir iple ayağından tavana asılır. Damadınindirilmesi için, kayınbabasıyla ve kaynanasının damadı asanlara hediye vermeyi vaat etmesi gerekmektedir. Ancak damat indirilmeden önce bir büyük horoz getirilerek horoz dövülmeksuretiyle bağırtılır. Horoz bağırırken damadın asılı olduğu ip kesilerek damat indirilir. Horoz getirilmezse damadın indirilmesi için gelinle pazarlığa oturulmak zorunda kalınır. Damadıasanlara genellikle hediye olarak fındık ikram edilir. Şu türkü de bu gelenek uygulanırken söylenmektedir:
“Yaylanın çimeninde Oku atarım oku
Yetiş gaynana yetiş
Enişde yedi boku
Göturun sert tütüni
Vurayim [da] havana
Enişdenın baca[ğı]
Haman aldi tavana” (Öründü 2001: 104).
Verilen bilgiler arasında açıkça belirtilmiyor ama, horoz, tören sonunda damadı tavana asanlara ikram edilecektir. Cinsiyet bakımından, sesinin tizliği ve çok uzaklardan duyulmasısebebiyle horoz tercih edilmiş olmalıdır. Damadın ipi kesilince, büyük bir gürültüyle yere düşecektir. Horozun bağırtısı, bu sesin de etrafta duyulmasını önleyecektir.Ali Çelik’in Çaykara’dan yaptığı derlemelere göreyse, damat yedileme geleneği yani düğünden yedi gün sonra kız evine yapılan ziyarette asılmaktadır. Burada yaşlı kişilerinyediye katılmadıkları özellikle belirtilmiştir. Geleneğe göre kız anası yedi tepsi baklava yapar ve bunlar gelen –genellikle genç- misafirlere ikram edilir; kalanlar ise köydeki komşularadağıtılır. Damat kayınbabasının elini öper, daha sonra kayınvalidesinin elini öpmeye niyetlenir. Bu sırada damada, orada bulunan gençler çeşitli ‘oyun’lar oynarlar. Bu şakalarınsonunda ise, damat ayağından tavana asılır (Çelik 2005: 229-231). A. Mevhibe Coşar’ın Yomra’dan yaptığı derlemelerde de enişte asma geleneğinerastlanmaktadır. Bu gelenek diğer yerlerde olduğu gibi yedi geleneği yani düğünden yedi gün sonra damat ve gelinin kız evine ziyaretine gitmesi geleneğiyle birlikte uygulanmaktadır. Kızevine giden erkek tarafına yemek ikram edilir. Gelen misafirler kız evinden kaşık, çatal çalabilirler. Yemek sonrasında damat ayağından pencere demirine bağlanır ve ayağındanasılmış olur. Bu esnada şu türkü söylenir:“Astılar enişteyi
Pencerenin dalina
Kaynana gel baksana
Eniştenin halina Ne hayin kaynanasınBakmayısın halina
Tavandaki kendirler
Öküzlere bağ olur Eniştenin yiy(e)ceğiYağla yumurta olur
[Ne hayin kaynanasınBakmayısın halina]
Ha buradan aşağı
Ne havana havana
Eniştenin bacağı
Hemen aldi tavana.
[Ne hayin kaynanasın Bakmayısın halina]
Haburadan aşağı
Ne tumbulli tumbulli (fundulli)
Süzgeçlen istemezuk
Got gelecek gumulli4
[Ne hayin kaynanasın
Bakmayısın halina]”Akşam yemeğinden ve damat asıldıktan sonra güvey sofrası hazırlanır. Bu sofrada her tabakta farklı bir yemek vardır. Tabaklardan birinde su, birinde ise yumurta kırması bulunur. Tabakların hepsinin üstleri kapalıdır.Damat yumurta kırmasını bulmalıdır ancak tek tercih hakkı vardır. Tercih ettiği tabaktaki yemek yenir ve daha sonra diğer tabaklarda neler olduğuna bu tuzlu, bu tuzsuz, bu yağlı, bu yağsız denilerek bakılır. Böylece yedigeleneği sona ermiş olur.” (Akyüzlü 2006).A. Mevhibe Coşar’ın Trabzon-Çaykara’dan yaptığı bir başka derlemede ise damat yediye çağırılır. Damada türlü şakalar yapılır: Sandalyesine pekmez sürülür, iğne konulur.Diğer yörelerde olduğu gibi damadın ayağına ip geçirerek onu asarlar. Asarken atışmalı türkü söylenir:
“Enişteyi astiler
Kuri gürgen dalina
Yok midur kaynanasi
Biraz gelse yanina”
4 “kumul: Tepeleme doldurulmuş.” (DS, c. VIII: 3000).
Kayınvalideden baklava istenir. Baklava getirildikten sonra damat indirilir. Baklavaya saplanan bıçağın kesmediği söylenerek damattan para alınır. Damat ve arkadaşlarına birersilim baklava ikram edilir ve tepsi kaldırılır. Bu sırada kaşık, çatal, çay tabağı gibi şeyler çalınır. Kız evi önlem olarak yedi öncesinde evdeki değerli eşyaları saklar (Tarakçı 2006). 5Trabzon’un Yomra ilçesine bağlı Özdil beldesinin internet sitesindeki bilgilere göre “yedi geleneği” şu şekilde uygulanmaktadır:“Düğünden üç gün, beş gün veya yedi gün sonra kızın anne ve babası, damat ve kızlarını yemeğe çağırırlar. Bu davete damadın yakınları ve komşuları katılır. Giderken damat, yanında eğlence anında tabağakoymak için bozuk para bulundurur. Damat, bu gecede, geleneğe göre, ayakkabılarının saklanacağını bildiği için bu duruma hazırlıklıdır (damat, eski ayakkabılarını giyer). Köylerde herkes birbirini tanıdığı için bazen tüm köyhalkı bu geleneğe iştirak eder. Kız evinde yemekler yenip oyunlar oynanarak gecenin geç saatlerine kadar eğlenilir. Kadınlar ve erkekler ayrı ayrı eğlenirler. Kaval eşliğinde horon oynandıktan sonra, sıra damadı asmayagelir. Damadı ipten kurtarmak için kaynanadan bir miktar fındık istenir. Damadı ipten genelde kaynana kurtarır. Fındık isteme esnasında aşağıdaki maniler söylenir:Güveğiyi astılarOdanın tavanına
Gel baksana kaynana
Güveğinin halineKarayemiş dalına
Gel salına salına
Nerdedir kaynanası
Gelip bakmaz haline
Kapısında tavuklarGugillidır gugulli
Süzgeçlen istemezuk
Gotlan gelsun gumullü
Düğün, damadı asma olayı ile son bulur.” Trabzon-Çaykara yöresinde çocukluğunda halen devam eden “yedi yapma” geleneğiyle ilgili şu bilgileri vermiştir: Evlilik sonrası yedi yapılmadan enişte, eğermemleketinden çalışmak, askerlik gibi herhangi bir sebeple memleketten ayrılmışsa, yıllar sonra da olsa, ilk olarak kaynanası evine gidildiğinde yine ona bahçe belletilir, birtakım zorişler yaptırılır. Damat da, bir seferliğine olan bu işleri mutlaka yapar. Şayet damat denilenleri yaparsa o zaman onu tavana asmazlar (Öksüz 2006).İhsan Topaloğlu, Rize’de eski köy düğünlerinde de damat asma geleneğinin var olduğunu kaydediyor: Damat, düğünden birkaç hafta sonra arkadaşlarıyla kız evine gittiğindearkadaşları bir fırsatını kollar ve damadı yakalayıp sıkıca bağlar. Şayet damat zorluk çıkarırsa5 Bildirinin hazırlanması için katkıda bulunan, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. A. Mevhibe Coşar’a teşekkürlerimi sunarım.tavana asılır ve birkaç kez vurulur. Bu durumda olan enişte yardım ister. Kaynana damadının neden asıldığını sorar. Damadı asanlar/bağlayanlar kaynanadan baklava, sarma veya başka biryiyecek ister.
İstenen yiyecek getirilmeden enişte serbest bırakılmaz (Topaloğlu 2006: 172- 173).Giresun-Espiye’de ise damat asma gelene