KEŞAP İLÇESİ HABER YORUM VE FORUM SİTESİ


DAMAT ASMA GELENEĞİ VE KARADENİZ

Yazı kategorisi: KATEGORİLER yazan: eratyas tarih: Temmuz 12, 2007

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİĞÜNLERİNDE GÖRÜLEN ENİŞTEYİ

TAVANA ASMA GELENEĞİ

I.Giriş

Türk dünyasının pek çok yöresinde görüldüğü gibi, Doğu Karadeniz Bölgesi düğünlerinde de, damat ve gelinin, düğünden bir müddet sonra kız evini ziyaret etmeleri çokyaygın bir gelenektir. Gelin, bu ziyareti yapıncaya kadar kendisini baba evinin bir kızı gibi görmektedir. Kız, enişte ile birlikte baba evinde bir misafir gibi ağırlanıp yolcu edildiktensonra, artık bir anlamda evinin baba evi değil kocasının evi olduğunu da öğrenmiş olacaktır. Bölgede “yedi”, “yedileme”, “el öpme” ve “ayak dönmesi” gibi isimler verilen bugelenek içerisinde, eniştenin temsili olarak ayağından tavana asılması hadisesi de oldukça ilgi çekicidir. Yörede sadece bu gelenek ile ilgili söylenen türküler mevcuttur.Bildiride; Doğu Karadeniz Bölgesinde halen yaşamaya devam eden bu gelenek ve gelenek dairesinde söylenen türküler sırasıyla değerlendirilecek; daha sonra da söz konusugelenek, Türkiye ve Türk dünyasındaki benzerleriyle karşılaştırılarak bir sonuca ulaşılmaya gayret edilecektir.

II. Karadeniz Bölgesindeki Uygulamalar

Ahmet Caferoğlu Caferoğlu, Trabzon’un Sürmene ilçesinden yaptığı derlemelerde “Enişdeyi Asma Manisi”ni kaydetmiş, fakat gelenek hakkında bilgi vermemiştir:“Enişdeyi asdiler

Kuru gülgen dalinden

Kaynanasi pilmiyor

Enişdenin halindenBu pizim enişdenin

Kaynanasi yok midur

Kaynanasi yoğusa

Kaynatasi yok midur

Kaynatasi yoğusa

KAYSERİ.Pi goç [=kot1] ceviz yok midur (Hamit Beykos-Sürmene).” (Caferoğlu 1946/1994: 147).Turgut Günay “Rize-Trabzon Yöresinde Enişteyi Tavana Asma Geleneği” adlıyazısında bu gelenekten bahseder. Günay’ın belirttiğine göre düğünden yedi gün sonra gelin ve damat, kız babasının evini ziyaret eder. Bu ziyarette damadın arkadaşları da bulunur vetoplantı yemekli düzenlenir. Akşam yemeğinden sonra damat, gelinin genç akrabalarıtarafından ayaklarından bağlanıp tavan kirişine baş aşağı asılır. Ardından -Caferoğlu’nun derlediği maniye benzer- bir türkü söylenir:

“Enişteyi astiler

Kaynanasi yok midur

Gelsun baksun halina

Helessa, helessa

Aldum bir okka tütün

Koydim oni havana

Eniştenun ayagiHemen çıkti tavana

Helessa, helessa

Kızlağaç doruğunda

Kediye bak kediye

Haçan finduk yoğ idiNe çağurdun ye diye

Helessa, helessa

Trabzon’un içinde

Güvercinler uçayi

Kaynanasi şaşurmiş

Sanduğu ters açayi

Helessa, helessa

Kaynanasi yoğ isa Kayuncuği yok midurKayuncuği yoğ isa

Balduzcuği yok midur(Balduzcuği yoğ isa Cevizcuği yok midur)

Helessa, helessa (Günay 1973: 6560).

Damat ayağından tavana asılırken, kıt’aların sonunda nakarat tarzında hep bir ağızdan “helessa helessa” diye söylenmektedir. Bu tabir gemicilerin ağlarını denizden çekerkensöyledikleri sözlerdir. Bu tarz ifadeler “iş türküsü” metinlerinde nakarat tarzında hep birağızdan tekrarlanmaktadır. Bu ifadeler, gemicilerin “heyemolaları” gibidir (Boratav 1969: 168). Yukarıda verilen türkü bir ağızdan söylendikten sonra, kız (gelin) anası, damadıkurtarmak için, damadı asan gençlere çerez sofrası hazırlar. Damadın serbest bırakılması için çakı, çakmak gibi küçük hediyeler de istenebilir.1 kot: “Altı-sekiz kilo tahıl alan tahtadan yapılmış ölçek.” (DS, c. VIII: 2935).Yöredeki geleneklerle ilgili yapılmış iki tezde de enişte asma âdetinden bahsedilmiştir: Yılmaz Hakan Çebi’nin tezinde belirttiğine göre, Sürmene’de düğünden yedi gün sonra kızınannesi, damadı ve kızını yemeğe davet eder. Davette misafirlere ikram maksadıyla kayınvalidenin baklava yapmış olması şarttır. Bu geleneğe “yedi” denir. Çebi, söz konusugeleneği şöyle anlatıyor:“Yemekler yenilip çeşitli eğlenceler yapıldıktan sonra bazı muzipliklerle sıra damadı cezalandırmaya gelir. Ortaya baklava sinisi gelir. Üstü kapalıdır. Çeşitli oyunlar sonucu açılır, kesilmesi istenir. Bıçağınkesmediğini kız tarafından işi yöneten söyler. Sonra oğlan tarafından birisi, cebinden çıkardığı kâğıt para ile bıçağı biler, kesmeye çalışır, kesemez bırakır, tepsiyi çevirir. Bıçak kimin önünde durursa aynı işlemi o yapar.Sonuçta enişte bahşişini verir, baklavayı keser, tepsi kalkar, tabaklara servis yapılır. Kız tarafından birisi küçük bir eşyayı, damadın cebine koyar. Yitik olduğu ve herkesin aranacağısöylenir. Arama sonunda aranan şey damadın üzerinde çıkar. Damat mahkeme edilir. İdamına karar verilir. Ayağına ip bağlanıp tavana asarlar. Bu arada ilahi çekilir:Enişteyi astilar

Kuru gürgen daline

Gaynanasi yok mudur

Gelsun baksun halina

Yalissa yalissa

Aldum bir okga tütün

Goydum onu havana

Enişdenin ayağı

Heman çıktı tavana

Yalissa yalissa2

Kızlağaç doruğunda

Kediye bak kediye

Haçan finduk yoğuduNe çağurdun ye diye

[Yalissa yalissa]

Trabzon’un içinden

Güverçinler uçayi

Gaynanasi şaşurmuş

Sanduği ters açayi

Yalissa yalissa

Gaynanasi yoğusa

Baldızcığı yok mudurBald

ızcığı yoğusa

Ceviz finduk yok mudur

Yalissa yalissa3

Gaynananin eyisi

Derun onun guyusu

Oraktan da ağıdır Sözlerinin doğrusu

[Yalissa yalissa]

2 İlk iki dizenin iki kez tekrarlanmaktadır. İlk söyleyişteki iki dize şöyledir: “Aldum bir okga tütün / Vurdim oni havana.”3 İlk iki dizenin iki kez tekrarlanmaktadır. İlk söyleyişteki iki dize şöyledir: “Gaynanasi yoğusa / Gayinceği yok mudur.”

Yetiş ganyana yetiş

Enişte dar haldadur

Gaynanasi geliyi

Gaynanasi yoldadur

[Yalissa yalissa]

[Gaynanasi yoldadur]

Finduklar sırtındadır Arkadaşlar beklesunFindukları dağıtsın [Yalissa yalissa]

Ganyana rica eder

Gençleri ağlatmayin

İndurun enişteyi Beni darıltmayınEnişteyi astilerKuru gürgen dalından

Gaynanasi pilmiyor

Eniştenin halındanBu bizum enişdenin

Kaynanasi yok mudur

Gaynanasi yoğusa

Gaynatasi yok midur

Gaynatasi yoğusa

Bi kot cevuz yok mudur

Enişdeyi astilar

Kayirani yok mudur

Kayirani yoğısa Baldızı da yok midurBalduzi [da] yoğusa

Kurtarani yok midur

He[y] enişte enişte

İşte deyurum işte Git da gel beni işteHoy bana enişteEniştemuz yoğisa Arayani yok midurArayani yoğusa

Kaynanasi yok midur

Kaynatasi yok midur

Kaynatasi yoğusa

Hiç kimsesi yok midur

Hiç kimsesi yoğusa

Bir kot finduk yok midur

gibi deyişlerden sonra kaynana bir kot fındık ortaya döker ve damat kurtulur. Geç saatlere kadareğlendikten sonra evlerine geri dönerler. Yediye giderken bazı yörelerde erkek tarafı koç getirirdi.” (Çebi 1993: 100-102).Alıntıda geçen “ilâhi çekmek” ifadesi, söylenen ezgili sözlere yörede “ilâhî” dendiğini düşündürmektedir. Metin Caferoğlu ve Günay’ın derlediği metinlerle benzeşmektedir. Ayrıcadamada uygulanan işlemlerin ‘cezalandırma’ olarak nitelendirilmesi ve bunun sebebinin açıklanmaması oldukça dikkat çekicidir. Kıt’a sonlarında tekrarlanan “yalissa yalissa”ifadeleri, icra edilen ortak bir “iş”i ve metnin, bu esnada topluca söylenen bir “iş türküsü” olduğunu düşündürmektedir (bk. Boratav 1969: 168).Fuat Öründü’nün tezinde ise, güveyi ile gelinin bu âdet gereğince çevrelerindeki kişilere küs gibi davrandıkları görülmektedir. Yine Trabzon yöresinden yapılmış olanderlemeye göre küs olan damat yakalanarak bir iple ayağından tavana asılır. Damadınindirilmesi için, kayınbabasıyla ve kaynanasının damadı asanlara hediye vermeyi vaat etmesi gerekmektedir. Ancak damat indirilmeden önce bir büyük horoz getirilerek horoz dövülmeksuretiyle bağırtılır. Horoz bağırırken damadın asılı olduğu ip kesilerek damat indirilir. Horoz getirilmezse damadın indirilmesi için gelinle pazarlığa oturulmak zorunda kalınır. Damadıasanlara genellikle hediye olarak fındık ikram edilir. Şu türkü de bu gelenek uygulanırken söylenmektedir:

“Yaylanın çimeninde Oku atarım oku

Yetiş gaynana yetiş

Enişde yedi boku

Göturun sert tütüni

Vurayim [da] havana

Enişdenın baca[ğı]

Haman aldi tavana” (Öründü 2001: 104).

Verilen bilgiler arasında açıkça belirtilmiyor ama, horoz, tören sonunda damadı tavana asanlara ikram edilecektir. Cinsiyet bakımından, sesinin tizliği ve çok uzaklardan duyulmasısebebiyle horoz tercih edilmiş olmalıdır. Damadın ipi kesilince, büyük bir gürültüyle yere düşecektir. Horozun bağırtısı, bu sesin de etrafta duyulmasını önleyecektir.Ali Çelik’in Çaykara’dan yaptığı derlemelere göreyse, damat yedileme geleneği yani düğünden yedi gün sonra kız evine yapılan ziyarette asılmaktadır. Burada yaşlı kişilerinyediye katılmadıkları özellikle belirtilmiştir. Geleneğe göre kız anası yedi tepsi baklava yapar ve bunlar gelen –genellikle genç- misafirlere ikram edilir; kalanlar ise köydeki komşularadağıtılır. Damat kayınbabasının elini öper, daha sonra kayınvalidesinin elini öpmeye niyetlenir. Bu sırada damada, orada bulunan gençler çeşitli ‘oyun’lar oynarlar. Bu şakalarınsonunda ise, damat ayağından tavana asılır (Çelik 2005: 229-231). A. Mevhibe Coşar’ın Yomra’dan yaptığı derlemelerde de enişte asma geleneğinerastlanmaktadır. Bu gelenek diğer yerlerde olduğu gibi yedi geleneği yani düğünden yedi gün sonra damat ve gelinin kız evine ziyaretine gitmesi geleneğiyle birlikte uygulanmaktadır. Kızevine giden erkek tarafına yemek ikram edilir. Gelen misafirler kız evinden kaşık, çatal çalabilirler. Yemek sonrasında damat ayağından pencere demirine bağlanır ve ayağındanasılmış olur. Bu esnada şu türkü söylenir:“Astılar enişteyi

Pencerenin dalina

Kaynana gel baksana

Eniştenin halina Ne hayin kaynanasınBakmayısın halina

Tavandaki kendirler

Öküzlere bağ olur Eniştenin yiy(e)ceğiYağla yumurta olur

[Ne hayin kaynanasınBakmayısın halina]

Ha buradan aşağı

Ne havana havana

Eniştenin bacağı

Hemen aldi tavana.

[Ne hayin kaynanasın Bakmayısın halina]

Haburadan aşağı

Ne tumbulli tumbulli (fundulli)

Süzgeçlen istemezuk

Got gelecek gumulli4

[Ne hayin kaynanasın

Bakmayısın halina]”Akşam yemeğinden ve damat asıldıktan sonra güvey sofrası hazırlanır. Bu sofrada her tabakta farklı bir yemek vardır. Tabaklardan birinde su, birinde ise yumurta kırması bulunur. Tabakların hepsinin üstleri kapalıdır.Damat yumurta kırmasını bulmalıdır ancak tek tercih hakkı vardır. Tercih ettiği tabaktaki yemek yenir ve daha sonra diğer tabaklarda neler olduğuna bu tuzlu, bu tuzsuz, bu yağlı, bu yağsız denilerek bakılır. Böylece yedigeleneği sona ermiş olur.” (Akyüzlü 2006).A. Mevhibe Coşar’ın Trabzon-Çaykara’dan yaptığı bir başka derlemede ise damat yediye çağırılır. Damada türlü şakalar yapılır: Sandalyesine pekmez sürülür, iğne konulur.Diğer yörelerde olduğu gibi damadın ayağına ip geçirerek onu asarlar. Asarken atışmalı türkü söylenir:

“Enişteyi astiler

Kuri gürgen dalina

Yok midur kaynanasi

Biraz gelse yanina”

4 “kumul: Tepeleme doldurulmuş.” (DS, c. VIII: 3000).

Kayınvalideden baklava istenir. Baklava getirildikten sonra damat indirilir. Baklavaya saplanan bıçağın kesmediği söylenerek damattan para alınır. Damat ve arkadaşlarına birersilim baklava ikram edilir ve tepsi kaldırılır. Bu sırada kaşık, çatal, çay tabağı gibi şeyler çalınır. Kız evi önlem olarak yedi öncesinde evdeki değerli eşyaları saklar (Tarakçı 2006). 5Trabzon’un Yomra ilçesine bağlı Özdil beldesinin internet sitesindeki bilgilere göre “yedi geleneği” şu şekilde uygulanmaktadır:“Düğünden üç gün, beş gün veya yedi gün sonra kızın anne ve babası, damat ve kızlarını yemeğe çağırırlar. Bu davete damadın yakınları ve komşuları katılır. Giderken damat, yanında eğlence anında tabağakoymak için bozuk para bulundurur. Damat, bu gecede, geleneğe göre, ayakkabılarının saklanacağını bildiği için bu duruma hazırlıklıdır (damat, eski ayakkabılarını giyer). Köylerde herkes birbirini tanıdığı için bazen tüm köyhalkı bu geleneğe iştirak eder. Kız evinde yemekler yenip oyunlar oynanarak gecenin geç saatlerine kadar eğlenilir. Kadınlar ve erkekler ayrı ayrı eğlenirler. Kaval eşliğinde horon oynandıktan sonra, sıra damadı asmayagelir. Damadı ipten kurtarmak için kaynanadan bir miktar fındık istenir. Damadı ipten genelde kaynana kurtarır. Fındık isteme esnasında aşağıdaki maniler söylenir:Güveğiyi astılarOdanın tavanına

Gel baksana kaynana

Güveğinin halineKarayemiş dalına

Gel salına salına

Nerdedir kaynanası

Gelip bakmaz haline

Kapısında tavuklarGugillidır gugulli

Süzgeçlen istemezuk

Gotlan gelsun gumullü

ğün, damadı asma olayı ile son bulur.”  Trabzon-Çaykara yöresinde çocukluğunda halen devam eden “yedi yapma” geleneğiyle ilgili şu bilgileri vermiştir: Evlilik sonrası yedi yapılmadan enişte, eğermemleketinden çalışmak, askerlik gibi herhangi bir sebeple memleketten ayrılmışsa, yıllar sonra da olsa, ilk olarak kaynanası evine gidildiğinde yine ona bahçe belletilir, birtakım zorişler yaptırılır. Damat da, bir seferliğine olan bu işleri mutlaka yapar. Şayet damat denilenleri yaparsa o zaman onu tavana asmazlar (Öksüz 2006).İhsan Topaloğlu, Rize’de eski köy düğünlerinde de damat asma geleneğinin var olduğunu kaydediyor: Damat, düğünden birkaç hafta sonra arkadaşlarıyla kız evine gittiğindearkadaşları bir fırsatını kollar ve damadı yakalayıp sıkıca bağlar. Şayet damat zorluk çıkarırsa5 Bildirinin hazırlanması için katkıda bulunan, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. A. Mevhibe Coşar’a teşekkürlerimi sunarım.tavana asılır ve birkaç kez vurulur. Bu durumda olan enişte yardım ister. Kaynana damadının neden asıldığını sorar. Damadı asanlar/bağlayanlar kaynanadan baklava, sarma veya başka biryiyecek ister.

İstenen yiyecek getirilmeden enişte serbest bırakılmaz (Topaloğlu 2006: 172- 173).Giresun-Espiye’de ise damat asma gelene