KEŞAP İLÇESİ HABER YORUM VE FORUM SİTESİ


ÇOCUKLUĞUMUN KAR TATİLLERİ VE GİRESUN

Yazı kategorisi: KATEGORİLER yazan: eratyas tarih: Ağustos 5, 2007

 

               ÇOCUKLUĞUMUN KAR TATİLLERİ

Sabah kalkılır.Diğer günden rüzgarların bıraktığı kar sere serpe toprağa yayılmıştır.Kar hiç durmadan tüm gece yağmıştır.Pencereye koşulur.Pencerede gün boyu  olabilecek yeni  kar  yağışının yorumu  yapılır ”bugün  hava  kapalı  kar  devam  edebilir.”

Her kar  yağdığında olduğu  gibi  elektrikler  yok.Pilli  radyodan  Trabzon  Radyosu  açılıp  ajans  haberleri dinlenir.Haberlerde   benim  için  asıl  önemli  olan  Keşap’ta okulların  tatil  edilip edilmediğidir.Bu  tür  haberler genellikle  haberin  sonuna doğru verilir  ve  o  zamana  kadar  büyük  bir  heyecan  duyulur.Kara haber  ”kar tatili  yok”.Hemen yorum  gelir  babamdan  ”demek  ki  Keşap merkezde kar yok, kaymakamlık  nerden  bilecek Uğurca Mahallesinde kar olup olmadığını”.

Eğer  okul  tatil olsaydı;tüm gün evin  altındaki  tarlada  parmak  uçları  buz  kesinceye  kadar  muşambayla  kayılacak, sonrada elleri  ısıtmak  için  kuzinenin (sobanın)  başına geçilecekti.Yalnız  bu elleri  ısıtma  işi tam  bir  eziyetti  çünkü  parmak  uçlarında  tırnaklar  kerpetenle  çekilir  gibi  bir  ağrı  olurdu.Bu ağrıya dayanmak  için  çocuk  olmak  şarttı (?).Sonrada  bu  ağrılar  hiç  yaşanmamış  gibi  tekrar  kaymaya devam edilirdi.Bu  kadar  ısrarla  karda  kaymanın  tek  yan  etkisi  parmaklarda  ağrı değildi  tabi  bir kaç  gün  sonra  oluşan  bademcik  ağrısı ve ateşte  üstüne  eklenirdi.Hasta  olmak demek  benim için iğne  demekti. Her  defasın da  en az  on tane  iğneyi  bizim  mahallede,  hastanede  çalışan  Mustafa  amca  vururdu.Tabi bazen  ateşim  o kadar  yükselirdi ki  gece  yarılarında  Keşap’ta  bizimkiler  fellik  fellik  doktor  ararlardı.  Zaten  doktorun da tek  bir  tedavisi  vardı : şimdi  şimdi  daha  iyi  anlıyorum penisilin iğneleri.İlk  iğneden  bir kaç  saat  sonra  bende  çok  büyük  bir  rahatlama olurdu.

Ama  ne yazık ki kar tatili  yok.Şimdi  babamın  karda  açtığı  yoldan   ana yola  geçip  , okula  gitmek  bir  görev.Fındık  dalları  neredeyse  bir  şemsiye  gibi  yere  kapaklanmış . Onun  için  babam  dalları  silkeleyip   yukarı  kaldırıp  yol  açıyor.Her  dal  silkelendikten  sonra  ıslanmış  bir  horoz  gibi  titreyip  kendine  geliyor.Bazen  yol boyu  ilerlerken  kar  küçük  derelerin  üstününü  kapattığı  için  görünmez  olan  derelerin  içine  daldığımda  olsa  sağ  salım  ilerleyip  anayola  geçerdim.Karda  ilerlemenin  bir  diğer  tarafı  ayakkabınız  ne  kadar sağlam  olsada,  yol  uzun  olduğunda  parmak uçlarınız  içinde  donar.Hele  birde  kar suyu  almışsa  içine  ayakkabı,  yol  boyu  tam  bir  eziyet  olur.Annem  evden  çıkmadan  önce  ayakkabım  su  almasın  diye  ayağımın   tamamını  ,ayakkabıda  içinde  kalacak  şekilde  , pazar  poşetiyle  sarardı.Poşet  naylon  olduğu  için  su  almazdı.Bu sayede  babamın  karda  açtığı  izleri  takip  eder  ilerlerdim.

Yorum Yapın