ÇOCUKLUĞUMUN KAR TATİLLERİ VE GİRESUN
ÇOCUKLUĞUMUN KAR TATİLLERİ
Sabah kalkılır.Diğer günden rüzgarların bıraktığı kar sere serpe toprağa yayılmıştır.Kar hiç durmadan tüm gece yağmıştır.Pencereye koşulur.Pencerede gün boyu olabilecek yeni kar yağışının yorumu yapılır ”bugün hava kapalı kar devam edebilir.”
Her kar yağdığında olduğu gibi elektrikler yok.Pilli radyodan Trabzon Radyosu açılıp ajans haberleri dinlenir.Haberlerde benim için asıl önemli olan Keşap’ta okulların tatil edilip edilmediğidir.Bu tür haberler genellikle haberin sonuna doğru verilir ve o zamana kadar büyük bir heyecan duyulur.Kara haber ”kar tatili yok”.Hemen yorum gelir babamdan ”demek ki Keşap merkezde kar yok, kaymakamlık nerden bilecek Uğurca Mahallesinde kar olup olmadığını”.
Eğer okul tatil olsaydı;tüm gün evin altındaki tarlada parmak uçları buz kesinceye kadar muşambayla kayılacak, sonrada elleri ısıtmak için kuzinenin (sobanın) başına geçilecekti.Yalnız bu elleri ısıtma işi tam bir eziyetti çünkü parmak uçlarında tırnaklar kerpetenle çekilir gibi bir ağrı olurdu.Bu ağrıya dayanmak için çocuk olmak şarttı (?).Sonrada bu ağrılar hiç yaşanmamış gibi tekrar kaymaya devam edilirdi.Bu kadar ısrarla karda kaymanın tek yan etkisi parmaklarda ağrı değildi tabi bir kaç gün sonra oluşan bademcik ağrısı ve ateşte üstüne eklenirdi.Hasta olmak demek benim için iğne demekti. Her defasın da en az on tane iğneyi bizim mahallede, hastanede çalışan Mustafa amca vururdu.Tabi bazen ateşim o kadar yükselirdi ki gece yarılarında Keşap’ta bizimkiler fellik fellik doktor ararlardı. Zaten doktorun da tek bir tedavisi vardı : şimdi şimdi daha iyi anlıyorum penisilin iğneleri.İlk iğneden bir kaç saat sonra bende çok büyük bir rahatlama olurdu.
Ama ne yazık ki kar tatili yok.Şimdi babamın karda açtığı yoldan ana yola geçip , okula gitmek bir görev.Fındık dalları neredeyse bir şemsiye gibi yere kapaklanmış . Onun için babam dalları silkeleyip yukarı kaldırıp yol açıyor.Her dal silkelendikten sonra ıslanmış bir horoz gibi titreyip kendine geliyor.Bazen yol boyu ilerlerken kar küçük derelerin üstününü kapattığı için görünmez olan derelerin içine daldığımda olsa sağ salım ilerleyip anayola geçerdim.Karda ilerlemenin bir diğer tarafı ayakkabınız ne kadar sağlam olsada, yol uzun olduğunda parmak uçlarınız içinde donar.Hele birde kar suyu almışsa içine ayakkabı, yol boyu tam bir eziyet olur.Annem evden çıkmadan önce ayakkabım su almasın diye ayağımın tamamını ,ayakkabıda içinde kalacak şekilde , pazar poşetiyle sarardı.Poşet naylon olduğu için su almazdı.Bu sayede babamın karda açtığı izleri takip eder ilerlerdim.
