KARADENIZ VE AMAZONLAR (3)
AMAZONLARIN KÜLTÜRÜ VE HAYAT BİÇİMLERİ
Amazonlar hakkında değişik rivayetler, çeşitli bulgular vardır. Bu verilerin değişik yazarlar tarafından farklı yorumlandıkları da bir gerçektir. Çoğunlukla efsanelerle karışık açıklamalar göze çarpmaktadır. Bu da böyle bir topluluğun yaşayıp yaşamadığı üzerinde şüphe doğurmaktadır. Ancak, eski çağlarda toplumları etkilemiş bir takım olaylar, sosyo-kültürel değişimler meydana geldiği anlaşılmakta, bu da efsanevî olayların arka planında bir takım gerçeklerin yattığını göstermektedir.Amazon, Anadolu halklarına ve Yunanlılara göre, kadın savaşçılara denirdi.
Amazonların rahat savaşabilmek, daha doğrusu, yayı rahatlıkla kullanabilmek için sağ göğüslerini dağladıkları veya kesip çıkardıkları yönünde değişik kayıtlar varsa da, sanat eserlerinde tasvir edilen Amazonların böyle olmadığı görülmektedir. Ancak, bu tür açıklamaların “amazon” kelimesinin yanlış etimolojisinden kaynaklandığı düşünülebilir; zira, a-mazos, göğüssüz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan bu kelimenin Yunanca’dan değil, Afrika milletlerinden geldiği de yazılmıştır. Belki de, bu kadın savaşçıların, erkek gibi, yani göğüssüz, dişi olmayan biri gibi dövüştüğü ima edilmekte idi. Bugün bile şecaat, cesaret ve metanet gibi, daha çok erkekte ağırlığı hissedilen davranış ve ruh hali içinde olan kadınlara, “erkek gibi kadın” denilmektedir. Kocasının yokluğunda iffetini muhafaza ederek, gerektiğinde evini çekip çeviren kadınların “tam bir Osmanlı kadını” gibi ifadelerle tarif edildiği bilinmektedir.
Amazonlarla ilgili anlatılan efsaneler, bir çok eski çağ toplumları arasında değişik şekillerde kendini göstermiştir. Yunanlıların yazılı metinlerinde Amazonlar hakkında yer alan bu bilgilerde bir gelişme söz konusudur ve zaman geçtikçe, vatanları daha uzak bölgelerde düşünülmüştür. Yunanlıların kolinize ettiği Karadeniz kıyıları, yani Küçük Asya’nın kuzey-doğusu, daha önceleri Amazonlar Ülkesi olarak bilinmekte idi. Ancak, Amazonların bir kısmının Afrika’da, bir kısmının Asya’da yaşadığı anlaşılmaktadır. Diodorus. Afrikalıların daha eski olduklarını ve Troya savaşından önce yaşadıklarını, Kraliçeleri Myrina’nın İsisoğlu Horus’un dostu olduğunu anlatmaktadır.Troya’nın önündeki bir tepede mezarı bulunan ve adını Amazon Kraliçesi Myrina’dan (M.Ö. 1000) alan antik bir şehir bulunmaktadır.
Amazonlar, Smyrna (İzmir), Sinope, Myrina, Kyme (Nemrut, Ege Bölgesinde), Paphos şehirlerinin ve Efes’teki Artemis kültürünün kurucuları sayılırlar. Efesos’u zapteden Amazonun adının Smyrna olduğu ve bundan dolayı İzmir’in bu adı aldığına dair kayıtlar bulunmaktadır. Efesos, Kyme, Myrina ve hatta İzmir şehirlerinin kurucuları Amazonlar olduğu rivayet edilir. Ayrıca, Amazonlar efsanesinin çıkış yeri, Pallas, Athena, Artemis ve Enyo gibi ilahelerin silahlı rahibelerinde, diğer taraftan kuzey ve doğu kavimlerinin ordularında bulunan savaşçı kadınlarda aranmıştır. Bu topluluk, Artemis ile Ares’e taparlar.
Büyük İskender’in görkemini belirtmek amacıyla anlatılan hikayelerde de yer alırlar. Başka kaynaklarda ise, Kafkasların eteklerine, Trakya, Güney İskitya’da ve Tuna ağzında yerleştiklerinden bahsedilir. Ancak, Anadolu’da hemen her yerde adlarına rastlanmaktadır. Homeros (M.Ö. 9. veya 8. yy.), “erkek gibi” tasvir ettiği Amazonların, eski Yunan’ın efsane kahramanlarından Belerophondes’e yenildiklerinden bahsetmektedir ki, amazon tabiri, tarihte ilk olarak rastlanan bir kayıt olarak kabul görmektedir.
Yunanlıların kahramanı Herakles, Amazonların kraliçesi Hippolyte’nin kemerini ele geçirmek için çıktığı seferde Amazon ülkesini fethetmiş ve onları daha uzaklara sürmüştür. Theseus’un, Herakles’le birlikte Amazonlara saldırmasından sonra, Attika’ya (Yunanistan) karşı saldırıya geçen Amazonlar, bu bölgeyi işgal etmelerine rağmen sonunda yenilmişlerdir. Bir eserde, Theseus’un, Amazon kraliçesini kaçırırken gösteren muzaffer ve gururlu tasviri yer almaktadır. Daha sonra Theseus, bir Amazon olan Antiope ile evlenmişti.
Amazonlarla Yunanlılar arasındaki bir çok savaşlar sanat eserlerinde tasvir edilmiştir: M.Ö. IV. yüzyılın başlarında ata binmiş bir Amazon heykeli günümüze kadar gelebilmiştir. Amazonların at üzerinde ustaca savaşabilmelerinin, Yunanlılar üzerinde etkili olduğu düşünülebilir, zira Yunanlılar o zamanlar atı arabaya koşarak kullanmakta idiler.
Yine çeşitli şekillerde tasvir edilen Amazonların hareketliliği ve savaşçılığı dikkat çekmektedir. Sıçrayacakmış gibi serbest ve ayakta duran, cüretkârane ve şiddetle hareket eden, heyecandan soluyan ve mekânı seyrek bir surette dolduran hücum vaziyetinde figürler bulunmaktadır.
Dördüncü yüzyılda, Yunanlılarla Amazonların savaşını tasvir eden bazı kabartma levhalarda, vücutlarını geriye doğru çevirdikleri, sert hareketleri ve yüzlerindeki etkileyici ifadelerle, bir Yunanlıya tekme atan veya ata ters binen Amazonlar görülmektedir.
Amazonların görünüşü Athena (Zeka Tanrıçası) ile aynı olduğuna inanılırdı. Savaşlarda kullandıkları silahlar; yay, mızrak, çift yüzlü hafif balta, kalkan ve tolga idi. Daha sonraki sanat eserlerinde, Artemis’e (Bereket Tanrıçası) benzer biçimde giyinmekte idiler.
Şunu da eklemekte yarar vardır; bazı rivayetlere göre, daha önce Maranon olarak bilinen Amazon Irmağı’na, İspanyol kâşifi Francisco de Orellana, orada rastladığını ileri sürdüğü savaşçı kadınlara atfen ve eski çağlardan beri gelen efsane kadın savaşçıların hatırasına bu ismi vermiştir (XVI. Yüzyıl).
